Trafik Ahlakı Neden Çöküyor? Trafikte Başlayan Çürüme ve Sabırsızlığın Anatomisi
- Tolga ÖZEL

- 19 Şub
- 2 dakikada okunur

Trafiğe her çıktığımda aynı şeyi düşünüyorum:
Bu ülkenin sorunu ekonomi değil önce. Trafik.
Türkiye’de trafik ahlakı giderek zayıflıyor.
Trafikte sabırsızlık, şerit ihlalleri ve selektörle baskı kurma davranışı artık sıradanlaştı.
Bu durum sadece trafik sorunu değil, toplumsal bir karakter meselesi haline geldi.
Dönüş cebinde kuyruk var. Uzun. Sabırlı. İnsanlar bekliyor.
Kimse mutlu değil ama kimse kuralı da bozmuyor.
Sonra biri çıkıyor.
Yan şeritten.
Sanki o yol onun babasınınmış gibi.
Kafasını bile çevirmeden en öne giriyor.
Bir saniye kazanıyor.
Bir toplumu kaybettiriyor.
Sol şeritte hız sınırı içinde gidiyorsun. Önünde araba var. Yol dolu.
Arkada birisi selektör yapmaya başlıyor.
Yol açılmayacak. Fizik izin vermiyor. Ama o ısrar ediyor.
Selektör değil o.
Tahammülsüzlüğün refleksi.
“Ben beklemem” diyen bir karakter bozukluğu.
Ve acı olan şu:
Bu tipler belli bir kesim değil.
Her mahalleden.
Her gelir grubundan.
En lüks arabada da var, en eski arabada da.
Demek ki mesele para değil.
Demek ki mesele diploma değil.
Mesele şu:
Bazıları sırada durmayı aşağılık görüyor.
Kuyruğu delmek küçük bir kabalık değil.
Bu bir zihniyet.
Kanser de böyle başlar zaten.
Bir hücre çıkar.“Bir şey olmaz” dersin.
Sonra yayılır.
Sonra vücudu ele geçirir.
Toplum da öyle.
Bugün şeridi delen yarın hakkını deler.
Bugün sırayı bozan yarın hukuku bozar.
Çünkü mesele trafik değil.
Mesele, kendini herkesten üstün görme hastalığı.
Ve en tehlikelisi kim biliyor musun?
O yapan değil.
“Boş ver ya” diyen.
“Ne uğraşacağım” diyen.
Camı açmaya üşenen.
Kanser hücresi kendi kendine büyümez.
Bağışıklık sistemi susarsa büyür.
Biz o bağışıklık sistemiyiz.
Tepki vermek zorundayız.
Normalleştirmemek zorundayız.
Utanması gerekeni utandırmak zorundayız.
Bu ülke selektörle yönetilmeye alıştı.
Öne geçen kazanıyor sanılıyor.
Çalan kurnaz, bekleyen enayi gibi gösteriliyor.
Hayır.
Enayi sırada duran değil.
Enayi, bu çürümeyi görüp ses çıkarmayan.
Ya bu kanser hücrelerini söküp atacağız ya da bir gün çocuklarımıza şunu anlatacağız:
“Biz biliyorduk ama sesimizi çıkarmadık.”
İşte asıl utanç o olur.


Yorumlar