top of page

Siyasette Rakip Seçilir mi? CHP’deki Tartışmanın Asıl Sorusu Belki de Bu…

  • Yazarın fotoğrafı: Tolga ÖZEL
    Tolga ÖZEL
  • 25 May
  • 2 dakikada okunur

Türkiye’de siyaseti anlamaya çalışırken yıllar içinde öğrendiğim bir şey var:


Bazı olayların ne olduğundan çok, sonunda kimi büyüttüğüne bakmak gerekir.


Çünkü güç sahibi olanlar her zaman rakibini yok etmeye çalışmaz.


Bazen daha zor görünen şeyi yapar.


Rakibini seçer.


Bu cümle ilk okunduğunda rahatsız edebilir. Çünkü demokrasi teoride açık yarış ister. Ama pratikte siyaset biraz satrançtır. Satrançta amaç tüm taşları almak değildir.


Amaç, oyunu istediğin rakibe karşı oynamaktır.


Bugün CHP’de yaşanan mutlak butlan tartışmalarına bakınca aklıma takılan soru tam da burada başlıyor.


Bir an için klasik yorumları kenara bırakalım.


“CHP zayıflıyor.”


“CHP bölünüyor.”


“CHP’ye müdahale var.”


Bunlar konuşuluyor zaten.


Ben başka bir soru soruyorum:


Ya süreç sonunda CHP’yi değil, belirli bir lider profilini güçlendiriyorsa?


Daha ileri gideceğim.


Türkiye’de gelecekteki cumhurbaşkanlığı yarışı düşünüldüğünde, muhalefet içinde uzun süredir adı geçen bazı isimler var.


Kimileri belediye seçimleriyle milyonların oyunu almış.


Kimileri farklı siyasi kümelere erişebilmiş.


Kimileri seçimi kazanma ihtimali üzerinden sürekli tartışılmış.


Ve bir isim var…


Parti genel başkanı ama ulusal ölçekte seçim kazanma kapasitesi henüz tam anlamıyla test edilmemiş.


Burada asıl soru şu:


Eğer bir iktidar, gelecekte karşısında kimi görmek isteyecek olsa… daha önce geniş seçim başarısı göstermiş figürleri mi tercih eder, yoksa henüz o sınavdan geçmemiş olanı mı?


Bu soru bile başlı başına rahatsız edici.


Çünkü cevabı ne olursa olsun yeni sorular doğuruyor.


Şöyle düşünelim:


Bir boksör yıllardır nakavt gücü ispatlanmış rakiplerle dövüşmek yerine, potansiyeli olan ama büyük maç performansı bilinmeyen bir rakibi tercih ederse…


İnsan ister istemez soruyor:


Bu özgüven mi?


Yoksa risk hesabı mı?


Siyasette de benzer olabilir mi?


Belki hiçbir şey yoktur.


Belki süreç tamamen hukuki ve tesadüfidir.


Ama siyasette tesadüfler bazen ilginç şekilde aynı noktaya hizmet eder.


Ve bugün dikkat çekici olan şu:


CHP içindeki kriz derinleştikçe, teorik olarak zayıflaması beklenen bir liderin parti içindeki meşruiyeti güçlenebilir.


Çünkü krizler bazen lider tüketmez.


Lider üretir.


Bu durumda şu ihtimal doğuyor:


Ya yaşanan süreç sonunda, muhalefet içinde seçim kazanabilirliği en çok tartışılan figürler yerine, henüz cumhurbaşkanlığı ölçeğinde sınanmamış bir isim merkezileşirse?


İşte burada durup düşünmek gerekiyor.


Çünkü siyaset tarihinde bazen en büyük hata, rakibin bugünkü gücünü ölçüp yarınki etkisini küçümsemektir.


Ama bazen de tam tersi olur.


Henüz sınanmamış rakipler, daha öngörülebilir bulunur.


Ben kesin cevap vermiyorum.


Sadece şu soruyu masaya bırakıyorum:


Türkiye’nin önümüzdeki seçimi için asıl mücadele gerçekten iktidar ile muhalefet arasında mı yaşanıyor… yoksa muhalefetin içinden, kimin finalde rakip olacağı çok daha önceden şekilleniyor olabilir mi?


Ve belki daha rahatsız edici son soru:


Eğer bir gün karşımıza, seçim kazanma kapasitesi yıllarca tartışılmış isimler yerine daha az test edilmiş bir aday çıkarsa… bu sadece doğal siyasi evrimin sonucu mu olacak? Yoksa biri, yıllar önce o masayı sessizce kurmuş mu olacak?


Ben bilmiyorum.


Ama bazen doğru sorular, cevaplardan daha uzun yaşar.

Yorumlar


İLETİŞİM
  • LinkedIn
  • Beyaz Instagram Simge
  • Beyaz Facebook Simge
  • X
HİZMETLER

© 2026 by Tolga Özel

İLETİŞİM FORMU

Mesajınız başarı ile alındı.

En kısa sürede size döneceğim.

bottom of page